10 kere okundu

Fatih Sultan Mehmet Kimdir? Hayatı ve Ölümü

“İstanbul muhakkak fethedilecektir onu fetheden kumandan ne güzel kumandandır ve onu fetheden ordu ne güzel ordudur.” Peygamberimiz Hazreti Muhammed’ (sav)’ın 800 yıl öncesinden övgüsüne mazhar olan bu kumandan osmanlı devletinin 7. padişahı, 2 Mehmet idi.  İstanbul’u fethederek 1100 yıllık doğu Roma imparatorluğuna son veren, bir çağ kapatarak yeni bir çağ açan ikinci Mehmet, henüz 21 yaşındayken gerçekleştirdiği bu büyük fethinden sonra Fatih unvanını kazanarak Türk ve İslam Dünyası’nın en büyük kahramanlarından biri olmuştur. İkinci Mehmet 30 Mart 1432 de o dönem Osmanlı Devleti’nin başkenti olan Edirne’de, Sultan ikinci Murat’ın 4.cü oğlu olarak Dünyaya geldi. Şehzadelerin Devlet yönetimini öğrenmesi ve deneyim kazanması için sancaklarda görevlendirilmesi geleneğine nedeniyle önce, Amasya daha sonra da Saruhan sancakbeyliğine atandı.

Çocukluğundan itibaren hem batı hem de doğu kültürü eğitimi alır, devrin önemli bilginleri ile çalışır ve bu konuda kendini geliştirir. Türkçe’den başka Yunanca, Arapça, Latince, Farsça ve İbranice dillerine tercüme yapacak kadar iyi konuşur. Matematik ve geometri konusunda da oldukça bilgilidir. 2. Mehmet 1444 yılında henüz 12 yaşındayken babası Sultan ikinci Murat’ın tahtından kendi isteği ile çekilmesi sonucu padişah oldu. İkinci Murat büyük oğlu Alaaddin Ali Çelebi’nin ani ölümü sonrasında şehzadesi nin acısıyla tahtı 2. Mehmet’e bırakarak Bursa’da inzivaya çekilmişti. Tarihçiler yaşlı ve yorgun 2 Murat’ın hükümdarlıktan bezdiğini ve oğlunun kaybından sonra da büyük bir depresyona girdiğini iddia ederler. Çocuk yaştaki bir padişahın Osmanlı tahtına çıkmasını fırsat gören macarlar, oluşturdukları haçlı birliği ile Osmanlı topraklarına girerek varnaya saldırıya geçer. Bu durum karşısında genç padişah vezirlerinde iknası ile birlikte tahtı tekrar babası 2 Murat’a bırakır. Şehzade Mehmet’in tahta geri dönmesi için babasına yazdığı mektupta şu ifadeler tarihe geçmiştir. “Eğer padişah sen isen gel tahtına geç, yok eğer padişah ben isem sana emrediyorum gel ordunun başına geç.” İkinci Murat bunun üzerine tahta geri döner ve 9 Kasım 1444 de Varna zaferini kazanır. İkinci Murat’ın tahta geri dönmesi ile yeniden Manisa’ya dönen Şehzade Mehmet babası ikinci Murat’ın vefatından sonra 1451 yılında 2. kez tahta çıkar.

19 yaşında tahta geçen Sultan Mehmet genç yaşına rağmen asker ve idari alanda büyük hamleler başaracak olgunluğa sahip dehasıyla, hemen bizans İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’u almak için hazırlıklara başlar. Bunun için boğaz’a hakim olmanın şart olduğunu bilen ikinci Mehmet, daha evvel Yıldırım Beyazıt’ın yaptırdığı Anadolu Hisarı’nın karşısına planlarını bizzat çizdiği Rumeli Hisarı’nı yaptırarak, boğazdan Bizans’a gelebilecek yardımları önler. Artık Osmanlı’nın izni olmadan boğazı geçmek mümkün değildir. Bir yandan da o tarihe kadar görülmeyen sayı ve çapta topların yapılmasına yönelir. Topların Balistik ve mukavemet hesaplarını da bizzat kendisi yapmıştır, kuşatma esnasında kullanılan ve o dönem Humbara olarak bilinen top günümüzde Havan adıyla Fatih Sultan Mehmet’in keşfi olarak Dünya silah tarihine geçmiştir. Bu hazırlıklardan sonra 6 Nisan’da kuşatma başlatılır. Bizans İmparatoru elçiler aracılığıyla Sultan 2. Mehmet’e kuşatmanın kaldırılması halinde padişahın belirleyeceği miktarda dergi vereceğini ve surlara kadar bütün toprakların Osmanlı’ya geçeceğini bildirir. Ancak çocukluğundan beri İstanbul’u almak ve Hazreti Peygamberin övgüsüne mazhar olmak en büyük ideali olan ikinci Mehmet’in elçiye cevabı şöyledir; “Efendinize söyleyin direnmeyi bırakıp şehri teslim etsin. Bunu yaparsa Mora’nın hakimiyetini kendisine ihsan edeceğiz, razı olmazsa şehre zorla gireceğiz. Biz Sultan Murat Han oğlu Mehmet Han olarak Peygamber müjdesi peşindeyiz.”

İstanbul’un Fethi

Karadan Yürütülen Gemiler

Kuşatma uzadıkça şehrin düşürülmesi için Haliç’e girilmesi gerektiğini gören padişah, donanmayı zincirler yüzünden denizden sokamadı için karadan yürütüp Haliç’e indirmeyi düşünür. Dolmabahçe’den Beyoğlu’na doğru geniş bir yol açılıp yol boyunca kızaklar döşenir, tarihe geçecek bir uygulamayla gemiler bir gecede karadan yürütülerek denize indirilir. Nihayet kuşatmanın 53 günü Hazreti Peygamberin müjdelediği Fetih 29 Mayıs 1453 günü gerçekleşir ve Osmanlı ordusu tekbir sesleri ile Topkapı ve Eğrikapı yönlerinden İstanbul’a girer. Bir rivayete göre İstanbul’un fethinden sonra Fatih hocası Akşemsettin’in elini öpüp tacı tahtı bırakıp derviş olmak istemiştir. Akşemsettin ise padişahı bu arzusundan vazgeçirmiştir. Fatih Sultan Mehmet, sadece İstanbul fethi ile kalmadı. 30 yıllık saltanatı boyunca tam 25 sefere bizzat kendisi idare etti, 900.000 kilometrekare olan topraklarını 2.214.000 kilometre kareye çıkardı. İki imparatorluk, 4 krallık ve 11 prenslik yıkan büyük hükümdar, bütün seferlerde ordunun başında yürüdü. Kimi zaman ise atı ile savaş meydanına atıldığı ve yaralar aldı. Fatih Sultan Mehmet’in hedeflerinden biri de İtalya’yı almaktı. Nitekim İtalya sınırlarına dayanan Fatih Sultan Mehmet, buraya düzenlenecek seferde üs olarak kullanılmak üzere, Napoli krallığına ait Oturantoyu ele geçirmiş ve burada altı yedi yıl idare kurdurmuştur. Fatih Sultan Mehmet, soğukkanlı ve cesurdu. Askeri ve siyasi konularda eşsiz bir dehaydı, yapacağı seferleri en yakınlarına bile söylemez ve bunların gizli kalmasına çok dikkat ederdi, “Sırrıma sakalımın tek bir telinin vakıf olduğunu bilsem onu yollar atarım.” Sözü meşhurdur, aynı zamanda çok merhametli ve hoşgörülüydü, gayrimüslim tebaasının din mezheplerine asla dokunmadı. Herkesi vicdani inanışında serbest bıraktı.

Fetih Sonrası

Fethinden sonra Ayasofya’ya sığınan on binlerce insanın burnu bile kanamadı. Ayaklarına kapanan İstanbul patriğini yerden kaldırmakla, ali cenablığını gösteren padişah şu sözlerle patriği teselli etti;  “ayağa kalkınız, ben Sultan Mehmet, hepinize söylüyorum ki şu andan itibaren artık ne hayatınız ne de hürriyetiniz hususunda gazabı şahanem’den korkmayınız.”

Fatih, İstanbul’un fethi ile birlikte Ayasofya kilisesini Camiye çevirterek, burasının daima Cami kalmasını yazılı olarak ecdadına vasiyet etmiştir. Fatih Sultan Mehmet ilime, sanata ve ilim adamlarına çok kıymet verirdi. Döneminde söz sahibi olan alimleri İstanbul’a topladı ve onların talebe yetiştirmesi için medreseler kurdu, askeri alandaki başarılarının yanı sıra idari alanda da başarılar göstermiştir. Fatih’in Devlet, örgüt anlayışındaki ileri görüşlerini gösteren önemli girişimlerinden biri de Kanunnamesi dir. Osmanlı’da ilk anayasal düzenleme olan bu kanunname de bizzat, Fatih Sultan Mehmet tarafından düzenlenmiştir. İçinde geçen kardeş katli maddesi ise tartışmalara yol açmıştır. Tarihçilerin bu madde ile ilgili yorumları fetret devri’nin unutulmayan acı hatıralarının, Fatih Sultan Mehmet teşkilat kanunnamesi’ndeki bu maddeyi koydurduğu şeklindedir. Fatih Sultan Mehmet venedikliler tarafından tertiplenen tam 14 suikastten kurtuldu, fakat son suikastten kurtulamadı.

Fatih Sultan Mehmet Han’ın Ölümü


 Fatih Sultan Mehmet Camii ‘ndeki Mezarı

1481 de yeni bir sefer için 300 bin kişilik büyük bir ordu toplanmışken, nedeni bugün de tam bilinmeyen bir rahatsızlıkla esrarengiz şekilde vefat etti. İstanbul fethinde bile bu büyüklükte bir ordu kullanılmamış iken, bu seferin neresi olduğu bugün bile meçhuldür. Bazı kaynaklar tarafından muhtemel seferin, İtalya üzerine olduğu ve bunun İtalyanlar tarafından sezildiği ve bunu önlemek için de Fatih Sultan Mehmet’in zehirletildiği iddia edilir. Tarihçiler padişahın Venedik ajan doktoru, Yakup paşa tarafından zehirlendiği konusunda birleşmektedir. Papa’nın, büyük Hakan’ın ölümünden sonra tam 3 gün 3 gece bütün kiliselerin çanlarını çaldırtarak, sevinç ayinleri yaptırması da bu görüşleri desteklemektedir.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Değerlendirmeler Yok)
Loading...


Bir cevap yazın